Cumartesi, Haziran 25, 2022
Muhasebe Günlükleri
Ana SayfaEkonomiUyarıyoruz: Un, yağ ve şeker karaborsaya düşecek

Uyarıyoruz: Un, yağ ve şeker karaborsaya düşecek

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin geçen ay piyasaya şeker vermediği günlerde arka kapıdan AKP’ye yakın kimselere 300 TL’den 50 kilo şeker sattığını sağır sultan duydu. Şekerin kilosu 5-6 TL aralığından 15-17 TL aralığına fırladı. Tavan fiyat kararı alınmadan böyle ise, yarın olabilecekleri varın siz tahayyül edin.

Resmî tüketici enflasyonu (TÜFE) mart sonu itibarıyla yüzde 61’i aştı. Akademisyenlerin teşkil ettiği Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAGrup) göre, TÜFE yüzde 143 seviyesine tırmandı. Son 20 yılın en obez enflasyonu vatandaşın cebindeki parayı pula çevirdi.

Yüksek enflasyona, hassaten gıda zamlarına dönük bir çözüm paketi var mı? 2019 yılında sebze-meyve satışları için tanzim çadırı kuran hükûmet bu defa bir adım daha ileri gitmeye hazırlanıyor.

Çadır kurmak yerine marketlerin ve bakkalların tezgâhına bir nevi kayyım tayin edilecek. Zira bazı temel tüketim maddelerinin fiyatları sabitlenecek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) toplantısından sızan bilgilere göre, literatürde “tavan fiyat” diye bilinen uygulama için düğmeye basıldı.

20 MADDE KİME GÖRE TAVAN FİYATA GÖRE SATILACAK?

TÜİK’in enflasyon sepetinde yer alan ve hesaplamalarda ağırlıklı etkisi olan mamûllerin fiyatları sabitlenirse enflasyon da kontrol altında alınacakmış.

Tavan fiyat listesinde şimdilik yağ, un, şeker, bakliyat ve bazı temizlik mamûlleri gibi 20 mamûlün ismi geçiyor. Listedeki mamûl sayısının 100’e kadar çıkarılabileceği de belirtiliyor.

Tavan fiyat kararı alınan tüketim maddelerinde sabit fiyatla piyasa fiyatı arasındaki fark Hazine tarafından karşılanacak.

AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir hafta içinde nihai liste tanzim edilsin.” talimatı verdiği belirtilirken, Türkiye’de piyasa mekanizması her an 1980 öncesine dönebilir.

Devlet ancak savaş ve kıtlık zamanlarında tüketiciyi korumak maksadıyla “tavan fiyat” kararı alır. Zira savaş ve kıtlık dönemlerinde üretim ve tedarik zincirleri hasar görebilir. Buna bağlı olarak piyasada ürünler azalabilir.

SAVAŞ UKRAYNA’DA, GIDA KRİZİ TÜRKİYE’DE

Böyle bir iklimde ileride bu malın bulunamayacağı veya fiyatın çok yükseleceği gibi daha ziyade psikolojik saiklerle mala hücum başlar. Aşırı stoklama temayülü görülür.

Özellikle temel gıda mamûlleri ile petrol, buğday ve yağ gibi emtianın fiyatları kontrolden çıkar.

İşte devlet dar gelirlileri korumak için belirli mallarda ve hizmetlerde piyasa fiyatının altında bir resmi fiyat tespit edebilir. Savaş, Rusya ile Ukrayna arasında patlak verdi. Ancak Türkiye bu savaşa enflasyonun rekor kırdığı bir dönemde yakalandı.

Tavan fiyat gıda krizine ve yüksek enflasyona çare olabilir mi? Hayır, olamaz. Zira mecburi fiyat indirimi sebebiyle piyasaya söz konusu malların arzı azalacaktır. Diğer taraftan ucuz diye talep edilen miktar artacaktır.

“Kaş yapalım” derken, piyasanın gözü oyulacak. Devlet marifeti ile mal eksikliği ortaya çıkacak. Bu bir sarmal…

Başka bir ifadeyle denge fiyatın altındaki bir tavan fiyatı talep fazlasına yol açar ve karaborsayı davet eder. Karaborsa, malın mevcut piyasasına paralel, ama malın daha yüksek fiyatla işlem gördüğü yeni bir piyasadır.

KUYRUKLAR GERİ GELDİ, 1980 ÖNCESİNE GERİ DÖNÜLDÜ

İş yeri sahipleri, kıt mallardan kimin alacağına karar verince farklı bir pazar ortaya çıkacaktır. Mallar “tezgâh altında” saklanabilecek ve yalnızca sürekli müşterilere satılacaktır.

Türkiye bu filmi yıllar evvel seyretmişti. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan itibaren petrol ambargosuna maruz kalan Türkiye benzin, tüpgaz ve bitkisel yağ temininde dar boğaza girmişti. O günlerde benzin istasyonları sadece devamlı müşterilerine satış yapmıştı.

Neredeyse 50 yıl sonra yine kıtlığı ve kuyrukları tartışıyoruz. Çözüm diye tavan fiyat masaya sürülüyor.

Tavan fiyatta kıt malları kime satacaklarına ya da kime satmayacaklarına market ve bakkal sahipleri karar verecektir. Kaynak dağılımı satıcıların tercihlerine göre şekillenecektir.

Bu defa satıcıların “ilk gelene ilk hizmet” esasına göre satış yapmalarını mecburi kılan kanun da çıkarmak icap edebilir.

MADEM ÖYLE UN, YAĞ VE ŞEKER KARNE İLE SATILSIN

Kaosu dindirmek için hükûmet tavan fiyat kararını desteklemek için belirlenen malların karne ile satılmasını şart koşabilir.

Hâlihazırda BİM, A101, Şok, CarrefourSa ve Migros gibi zincir marketlerde, hatta AKP lideri Erdoğan’ın alışveriş yaptığı Tarım Kredi Kooperatif Market’te un, yağ ve şeker gibi gıda mamûlleri karneye bağlandı. Parası olan da 1 adetten fazla alamıyor.

Tavan fiyat uygulaması esnasında bastırılan kuponların malı almak için hem paraya hem de kupona ihtiyacı olan dar gelirlilerden başlayarak vatandaşa dağıtılması lazım.

2’nci Dünya Savaşı’nda Türkiye’de şehirlerde insanlar “vesika/karne” yoluyla ekmek, şeker ve gaz satın almıştı.

Bütün bunlar kıtlık korkusunu pekiştirmekten başka bir netice vermez. Bunun yerine devletin elinde mal stoku varsa veya malın dışarıdan ithalini gerçekleştirilebilirse arzı arttırarak ekonomik ilkelere uygun bir şekilde fiyatı düşürmek piyasanın ruhuna daha uyumlu bir karar olurdu.

Tartışılan modelin un, yağ ve şeker fiyatlarını düşürmesi bir tarafa, karaborsacılar servetine servet katacaktır. Tavan fiyattan aldıkları unu, yağı, şekeri karaborsa fiyatıyla satacaklar.

BİRİLERİ ŞEKERDE VURGUN YAPTI, BAKANLIKLAR SEYRETTİ

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin (TÜRKŞEKER) geçen ay piyasaya şeker vermediği günlerde arka kapıdan AKP’ye yakın kimselere 300 TL’den 50 kilo şeker sattığını sağır sultan duydu. 300 TL’den alınan bir çuval toz şeker 800 TL’den piyasaya arz edildi.

Şekerin kilosu 5-6 TL aralığından 15-17 TL aralığına fırladı. Tavan fiyat kararı alınmadan böyle ise, yarın olabilecekleri varın siz tahayyül edin.

“Narh” ya da “tavan fiyat” döneminde iki farklı fiyat geçerli olacağı için imalatçılar, denge üretim seviyesinin altında mal imal edecektir. Dolayısıyla tek çıkar yol piyasadaki arz-talep dengesizliğini gidermektir.

Dünyada buğdaydan bitkisel yağa, şekerden fasulyeye bütün fiyatlar rekor kırarken Türkiye’de tarımsal üretim ne vaziyette? Türkiye gıdada talep patlamasını karşılayabilir mi?

Ancak samanı bile ithal eden, güzelim ovaların verimli toprakları üzerine beton atan AKP hükûmeti o treni çoktan kaçırdı.

Kaynak : Turhan Bozkurt

SON EKLENENLER
- Advertisment -
Muhasebe Günlükleri

EN ÇOK OKUNANLAR